Insulin Direncinde Beslenme
Insulin Direncinde Beslenme

Insulin Direncinde Beslenme

 

Dünyada ve ülkemizde obezite ve yeme bozukluklarının prevelanslarının artmasıyla birlikte insulin direnci tanıları da yükselmektedir. İnsulin direnci sağlıksız yeme alışkanlığı ve fiziksel olarak aktif olmamanın sonucu olarak ortaya çıkan aşırı kilo özellikle de karın bölgesinin yağlanması sonucu kendini gösteren bir sendromdur. İnsulin direnci beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesiyle tedavi edilebilir. Fakat; tedavi edilmezse tip 2 diyabeti (şeker hastalığı) geliştiriyor. Burada önemli nokta, insulin direnci olan hastaya sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılmasıdır.

 

İNSULİN DİRENCİ

Öncelikle insulin nedir tanımlamakla başlayalım, insulin normal şartlarda pankreastan salgılanan kan glikozunun (şekerinin) regülasyonunda rol oynayan bir hormondur. Sağlıklı bireylerde besin alımından sonra kan şekeri yükselir ve beyinde hipotalamus bölgesinin uyarılmasıyla birlikte kan şekerini “normal” seviyeye indirmek için pankreastan insulin hormonu salgılanır ve insulin reseptörlere bağlanarak kandaki glikozun hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle besin alımından sonra yükselen kan şekeri hücrelere geçerek normal seviyelerine iner. İnsulin direnci hastalarında besin alımından sonra, reseptörler insuline direnç gösterir, hücre içine glikoz girişi olamayacağı için kan şekeri normal seviyeye düşemez ve “yüksek” kalır. Bu durumda kan şekerini normal seviyeye düşürmek için insulin daha fazla salgılanır ve kanda hem hiperinsulinemi hem de hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) görülür. Bu nedenle insulin direnci tanısı için mutlaka kan tahlili şarttır ve açlık kan glikozu, HOMA-IR değerlerine bakılmalıdır. Hastalar genellikle aşırı kilo, halsizlik, uyanır uyanmaz gelen şeker isteği şikayetleriyle gelir.

 

İNSULİN DİRENCİ BESLENME TEDAVİSİ

Kan tahliliniz, ölçümleriniz, enerji ihtiyacınıza göre en uygun hedef belirlenerek rutin diyetisyen kontrolleri ile sağlıklı beslenme alışkanlığını hayatınıza entegre etmeye çalışmalısınız. Bunu sağlamak için, günlük rutininize uygun sürdürebileceğiniz bir beslenme programı oluşturulması gerekiyor. Aşağıda yazacağım insulin direncinde sağlıklı beslenmeyle ilgili genel kurallar; Amerikan Diyabet Derneği, Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, Amerikan Klinik Endokrinolog Derneği’nin güncel kılavuzlarında yazan ortak çıktılardır. Bu genel kurallar sadece insulin direnci hastalarının değil aynı zamanda sağlıklı bireylerin yaşam kalitesini arttırmak için uygulaması gereken genel kurallardır.

 

İNSULİN DİRENCİ TEDAVİSİNDE GENEL KURALLAR

 

Kilo Kontrolü: İnsulin direnci hastalarının çok büyük bir kısmı fazla kiloludur. Bu nedenle insulin direnci hastalarının sağlıklı ve sürdürülebilir bir zayıflama programı başlatılmalıdır.

Karbonhidrat: Glisemik indeks (GI), bir besinin kan şekerinizi ne kadar hızlı bir şekilde yükselttiği ile ilgili bilgi verir. Yiyecekler 0 ila 100 arasında derecelendirilir, saf şekere 100 değeri yani en yüksek değer verilir. Yapmanız gereken şey, yüksek glisemik indeksli besinlerden ziyade düşük glisemik indeksli besinlerden zengin beslenmek. Bir yiyeceğin glisemik indeksini düşüren şey o besinin lif miktarıdır. Bal, reçel, çikolata, saf şeker ve şekerli tatlılar, kekler, beyaz ekmek ve beyaz undan yapılan kek, poğaça, börek ve pirinç pilavından olabildiğince uzak durulmalı ve bunların yerine meyve, sebze, kurubaklagil, bulgur, tam tahıllı ekmek ve tahıl ürünleri konulmalıdır.

Lif Tüketimini Arttırın: Lif, kan şekerinizin ani yükselmesi önlerken kan kolesterol seviyenizi düzenler ve bağırsak hareketliliğinizi arttırır. Sebze, meyve ve kurubaklagiller bol miktarda lif içerir. Günde 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze önerilmektedir fakat bu kişinin enerji ihtiyacına göre değişebilir. Beslenmenizde mutlaka her gün sebze yemeği veya salataya yer vermelisiniz. Meyve yemekten korkmanıza gerek yok çünkü içerisinde bol miktarda lif ve antioksidan içeriği güçlü vitaminler var. Unutmayın, önemli olan porsiyon kontrolünü sağlamanız.

Yağ Seçimi: Her yağ vücudumuzda aynı etkiyi göstermiyor. Yağdan fakir beslenmek her zaman doğru değil. Önemli olan tükettiğimiz yağın çeşidi ve nasıl işlem gördüğüdür. Omega-3 ve doymamış yağlar tip-2 diyabetin ve kalp hastalıkların gelişmesini önlerken, doymuş ve trans yağların tüketimi bu hastalıkların oluşumunu destekler. Yapay trans yağlar (veya trans yağ asitleri), sıvı bitkisel yağları daha katı hale getirmek için hidrojen ekleyen endüstriyel bir süreçte oluşturulur ve pek çok paketli ve fast food içerikli besinlerde bulunur. Paketli ürünlerin arkasındaki besin değerlerine bakarak belirli bir paketlenmiş gıdalardaki trans yağ miktarını bakabilirsiniz. Ayrıca, içerik listelerini okuyarak ve "kısmen hidrojene yağlar" olarak adlandırılan bileşenleri arayarak da trans yağları tespit edebilirsiniz. Doymuş yağlar, et, süt, yoğurt, peynir, tereyağı, kaymak vb. hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur. Peki o zaman hiçbirini tüketmeyecek misiniz? Tabii ki hayır. Dikkat etmeniz gereken bu besinleri alırken “yağsız” veya “yarım yağlı” olanları tercih etmeniz. Aynı zamanda et ve tavuk ürünlerinizi az yağlı olarak tercih etmeli ve yağsız tavada veya fırında pişirmelisiniz.  Yemeklerinizde hayvansal kaynaklı yağ (tereyağı, kuyruk yağı) yerine bitkisel kaynaklı yağları (zeytinyağı) kullanmalısınız. Omega-3 tüketimini arttırmanın en iyi yolu balık tüketimini arttırmaktır. Amerikan Kalp Derneği, her bireyin haftada 2 kez balık tüketmesi gerektiğini bildirmiştir. Dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de nasıl pişirdiğinizdir. Yemekleri kızartma olarak değil, haşlama/fırında/ızgara veya çok az yağlanmış tavada yapmalısınız.

Fiziksel Aktivite: Sadece insulin direnci hastalarında değil, her bireyde uluslararası yayınlanan sağlık kılavuzlarına göre önerilen; haftada minimum 150 dakika orta şiddetli egzersiz yapılmasıdır. 150 dakikayı haftanın 3 gününü belirleyip günde 50 dakika olarak bölebilirsiniz. 50 dakika orta tempoda yürüyebilir, yüzebilir veya hangi sporu yapmaktan keyif alıyorsanız vakit ayırabilirsiniz. Özellikle kilo verme sürecinde sağlıklı beslenme ve egzersiz rutini birlikte ilerlediğinde çok daha iyi sonuçlar alınmıştır.

Kaynaklar

  • International Journal of Endocrinology and Metabolic Disorders, Guideline for the Management of Insulin Resistance 2015.
  • American Diabetes Association
  • National institute of diabetes and digestive and kidney diseases- Prediabetes position paper.

Websitemize Hoşgeldiniz

Hizmetlerimiz hakkında daha detaylı bilgi almak için e-posta, telefon veya iletişim formumuz aracılığı ile rahatlıkla irtibat sağlayabilirsiniz.